Cursors




DENİZ YILDIZI - Blogcu - Sayfa 3
DENİZ YILDIZI Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım
Hafiften çatlak olduğumu söylerler, bi de severim sohbet etmeyi, her şeye karışırım, dünyayı kurtaracam ya o yüzden benim uğraşım :)) Buraya da bi el atayım dedim, bensiz olur mu hiç savuuuluuuuun BEN GELDİMMM :)
blog Layouts


Kilyos Macerası3/7/2006

Günaydın Blog Aleminin En Kral Üyeleri (sabah sabah iyi yıkama yağlama yaparım)

 

Haftasonu İstanbul'da nemli ve aşırı sıcak bir hava vardı (bugün yağmur yağıyor ) herkes serinlemek için en yakınındaki denize girilebilecek yerlere akın ediyor..akın ediyor da anacım o ne akım be bi kapılan bi daha vazgeçemiyor mu ne anlamadım ben yani. Anadolu yakasından Avrupa Yakasına geçişte ilginçtir ki hiç trafik yoktu biz de şaşırdık ama sonra anladık ki herkes aynı istikamete gittiği için ilerde trafik uzuuuuun kuyruklara dönüşmüş (sen trafik olmamasına şaşır al sana trafik işte) Allah'tan yol hep ağaçlık ve kuş sesleri bir de diğer araçlardan gelen seslerle geçti de canımız sıkılmadı..Yalnız 2 araba önümüzde birinin oğlunun eşiyle problemi varmış atletini alıp da kurşun döktürmüş ama sonradan araları düzelmiş mi orasını öğrenemedik çünkü araya diğer araçlardan gelen envai çeşit müzik karıştı ben bi ara araçtan inip yanlarına gidip sonucu soracaktım ama sonra vazgeçtim sanırım üşendim:)))))))

 

Yorucu konvoyun peşine takılıp gideceğimiz yere ulaştığımızda hevesim bir kez daha kursağımda kaldı çünkü otoparkta yer kalmadığından ve arabayı park edecek başka yer bulamadığımızdan içeri giremedik. Daha ilerde otoparkında yer olan halk plajı vardı, olsun en azından yer var diye içeri girdiğimizde karpuz kamyonlarını ve diğer kamyonlarla birlikte otobüsleri minibüsleri görünce yanlış yere geldik sanırım burası hal deyip ordan da çıktık. Bu arada hava sanki sen üzülme bak ben birazdan güneşi saklıcam edasıyla birden kararmaya başladı, sol taraftan yağmur bulutları geliyordu, aşağıda yüzen dalgaların üzerinden sıçrayıp bağrışan kalabalığa bakıp ehehehe birazdan görürüm sizi diye kendi kendime sırıttım ama kendimi ordaki eğlenen grubun içinde düşündüğümde yağmur bile o keyfimi bozamazdı, hatta yağmurda deniz daha güzel olur diye düşününce hadi gidelim kısmet değilmiş diye telkinlerle yola koyulduk.

 

Dönüş esnasında yol kenarlarından gelen mis kokuları duyumsadığımızda birden karnımızın ne kadar da acıktığının farkına vardık, ben bi de atları görünce denize giremedim ama ata binicem en azından bi action yapmış olurum ihiihhihi diye sırıtmaya başlayınca herkesin asılmış olan suratı yavaş yavaş yerini çıplak ayaklarımızı da çimlere basmamızın vermiş olduğu enerjiyle keyfe dönüştürdü. Millet masaya oturmaya giderken ben atlara doğru koşturuyordum normalde atlar koşar biliyorum ama ben onlara doğru koşunca sanki onlarda bana doğru koşup böyle biri de bizi kameraya çekecek de sonrada kendimi izleyip ay ne romantik an diyesim gelecek diye hissettim heralde ne biliyim(baktım ki bütün atlar kapılıyor bizim gruptan da binmek isteyen olur en iyisi ben sazanlık yapayım da koşup bineyim istedim) Bu arada aile büyüklerinden biri benim atlara doğru koşuşturduğumu görüp arkamdan bağrınmaya başladı aman kıızımmmmm sakın ha bineyim deemeeeeee atlaraaaaaaaaaaaaa bak kene vardır keneeeeeeeeeee diye ben arkama bakmıyorum tabi tanımıyorum canım alla alla bana mı söyleniyor yok canım öyle olsa atın üstünde ne işim var dimi? eheheheheheheh...

 

Yemeğe başladık yağmur yağmaya başladı ve iddiaya girdik yaklaşık 15dk içinde burdan bizim giremediğimiz beach cluptan kaçanlar olacak mı olmayacak mı diye? Merak ettiniz dimi biz yemeğimizi yerken önümüzdeki yol konvoy oldu yine ehehe dönüş konvoyu :)))))) daha doğrusu kaçan konvoyu eheheheheh şimdi gidebiliriz dedim ama valla artık o kadar yemişim ki  bi yere gitmeyi boşverin yerimden kıpırdayamadım o derece yani....Koltuğumun arkasında şirinlik yapıp kemik kazanmaya çalışan bir köpek vardı o kadar yedirdim ki köpeğin önünde 3 tane kemik kaldı artık yiyemedi ben de köpeklerin yanında duran kangal köpeği beslemeye karar verdim ama o doymak bilmedi o yüzden de ben pes ettim çünkü kemik kalmadı:))))) Öyle bi haftasonu geçirdim işte ay hala tıkabasa doluyum yaaa

24 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

Bu haftasonu ne yaptım diye başlayıp......26/6/2006

Bu haftasonu nasıl geçtiğini paylaşayım dedim sizlerle..... havaların sıcaklığından bayılmış bir vaziyette nasıl arabanın camından amele yanığı olunabilir, diğer kolunuzu da yakmak için neler yapılmalı toplu taşıma araçlarında giderken ter kokusundan nefesinizi  kaç dakika tutabilirsiniz yavaş yavaş nefes tutma metodlarını, bütün bunlara rağmen hala nasıl sakin kalmanız gerektiğini öğrenmek istiyorsanız takip edin :))))))

 

Haftasonu ne yaptığımı anlatmak istiyordum ama  bugün daha da dikkatimi çeken bi olayı anlatmak için kendi kendime müsade ettim .....Sabahları işe otobüs-vapur-otobüs kuralına uyarak gidiyorum tabi bu bazen dolmuş-vapur-otobüs hatta geç kaldığım zamanlarda eğer bulabilyorsam ve param varsa taksi-vapur-taksi olarak devam ediyor listeyi şekilden şekle sokabilirm ama uzatmanın anlamı yok, kafama takılan konu şu ben İzmitte üniversiteye gittim ve orda minibüs yada otobüse bindiğiniz zaman hiçbir bayanın ayakta gitmesine müsade etmiyorlardı, bu benim çok ilgimi çekmişti çünkü İstanbul'da ben bu anlayışı malesef göremedim, amacım şehirlerdeki saygısızlığı değil insanların yapmış olduğu saygısızlığı dile getirmekti.

 

 2001 yılında İzmitte gerçekten de bir minibüs yada otobüse bindiğinizde erkekler mutlaka size oturmanız için yer veriyorlar ama burda belki de 5 yılın geçmesiyle insanların biraz daha bencil ve duyarsız olmaya başlamalarından kaynaklanan bir tutumla bayanları bırakın yaşlılara bile yer verilmiyor.....Herzamanki gibi hummalı bir yarıştan sonra kapıda birikmelere ve itişip kakışmaların sonucunda otobüsten içeri kendimi atıyorum insanların yığılmasıyla ve sürekli orta kapıda beklemekte ısrar etmelerine anlam veremeyip arkalara doğru çabalarım sonucu varıyorum, en arkalar ön taraflara istinaden daha sakin oluyor tenha yani.....Neyse bugün böyle olmadı bütün insanlar sözleşmiş gibi herkes aynı istikamete gitmek istedikleri için otobüste ilerleyebileceğiniz hiçbir yer kalmamıştı, o sırada bir tane yaşlı teyze dikkatimi çekti elinde poşeti zar zor o kalabaığın içinde kendine tutunacak yer arıyordu.

 

Hareket halinde kolundan tutmasam kesin birine çarpardı, düşmesi imkansız düşecek alan yoktu çünkü, oturan insanlara baktım hani hepsi mi yaşlı da bu bayanı görmemişler diye.....Aman efendim yaşları 16-35 arası değişen tipler eğer yaşlılık sınırına girdiyse ben ölmeliyim şu an ya bi de kadıncağızın ne çektiğini görüp k.çlarını rahat ettirdikleri koltuktan bir türlü ayırmak istemiyorlar, bir kaç tanesine şöyle baktım bi belki rahatsız olurlar diye ama nerde bi de uyuma taklidi yapanlar var o da enteresan sırf yer vermemek için bu tarz oyunlara kalkışan insan kılığı altında yaşayan canlılar da var malesef, neyse kolundan tuttuğum teyze de durumdan etkilenmiş olacak ki tam yanında durduğumuz insanımsı yaratığa dönüp, bi de utanmadan yüzüme bakıyorsun yer vereceğine dedi ne biçim gençsiniz siz bu yaşta kendinizi rahata alıştırıyorsunuz bi de size genç diyorlar nerde kaldı saygınız seni yetiştirenlere de yazık şu hale bak diye söylendi ama gelin görün ki yaratığın tınladığı yok o derece rahat sanki başka dünyadan da iletişim kuramıyoruz gibi....

 

Eee bende artık dayanamadım pes dedim yaaa halaaaaa bön bön bakınıyorsunuz kalkıp yer vereceğinize sanki film izliyormuş gibi seyrediyorsunuz sizin ananız babanıza böyle bakınsalar hoşunuza gider miydi acaba dedim ee tabi ben bunları otobüsü inleterek söyledim gerçekten de otobüs inledi, yaşlı teyze sadece yaratığa sesini duyurabilmişti sıcaktan ve ayakta kalmaktan sesi çıkmadı ki kadının, sonuç yaşlı olan insanların hepsi istemeselerde zorla oturturdular haklı olduğumdan dolayı yaşları benden büyük insanlar da bu söylediklerime katılınca sanırım gençler galeyana gelip linç edeceğimizden korktular :))) Neden bu kadar duyarsız olduk dersiniz? Sabah mağmurluğumu yoksa gerçekten de bu kadar düşüncesiz ve saygısız mı olduk bilemiyorum, gelecek nesil bilgisayar çağında olduğumuz için daha da akıllı bizden belki ama daha saygısız ve düşüncesiz oldukları kesin...Hani bir reklam varya banka reklamı ...Var bu dünyada yaşayan daha duyarlı insanlar gerçekten de var sadece arada bir yol göstermek lazım o kadar diye düşünüp iyimser ruh halimi takınarak herkese iyi haftalar diliyorum

 

Bu arada teyzeyi benim akrabam felan sanan insanlar onu bırakıp başka durakta indiğimi görünce şoke oldular söylemeden kapatmak istemedim de eheheheheheh

51 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

Ata Saim'den Alıntılar22/6/2006

Herkese selam, aşağıdaki yazı bana ait değil  bloğuma koymamı rica eden hayatımın önemli bir bölümünde rol almış kızgınlıklarıma kırgınlıklarıma rağmen sıkılmadan ve durmadan hala benim için çabalayan sevdiğim insanlardan biri , bilemiyorum saim seni başka nasıl tasvir edebilirdim ama gerçekten bıkmadan usanmadan hala herşeyin iyisini istiyorsun herkes için ama unuttuğun bişey var sadece bir soru kendi iyiliğin için naptın? sürekli başkalarını düşünerek olmaz kendini de düşünülenler listesine eklemelisin, bu arada darısı başına inşallah,sana da bi blog açalım bence yoksa burda yayımladığım için parasını isteyeceğim :)))))))))))))))

 

 

 

Ya varızdır , ya yok , var olmanın anlamını da yokluğun çaresizliğini de yollarda bulurum ve ararım....Koca şehir içime daraltmaya başladığında ve herkes üstüme üstüme gelmeye başladığın da İçime yolculuk düştü demeye başlarım....

Geçip gitmeli , yollara düşmeli , geceden çıkmalı yollara , gecenin karanlıktan gün ışığına kavuştuğu vakte kadar gitmeli....

Önce dağların arkasındaki kızıllık karşılamalı  yollar ardı ardına izlerken seni..... bir yol kenarında durup seyretmeli doya doya , seher vaktinin o soğuğu içine işlemeli, tüylerin diken diken olmalı, ürpermelisin ,acıya tuz basar gibi akmakta olan bir çeşmeden soğuk suları yüzüne vurmalısın.....

Tekrar çık yollara ne durmalı ki , bekleyenimiz mi var , merak eden mi var aldırma (aldırıyorsun işte ) ,

Güneş artık iyice gösterirken kendini , kalmıyor az evvelki üşüme ürperme , için ısınır bir yol kenarı salaş lokantasında kahvaltıya hazırlanırken...

Yaşı epey geçmiş , gün görmüş bir teyze ile amca karşılıyor seni , güleç yüzlüler sevecen , sucuklu yumurta geliyor eski ve  altı kararmış bir tavada...sen bandırırken koca koca taş fırın ekmeğini ince bellide çay,  kırmızı rengi ile işve naz yapıyor sana.....

Sonra var git yine dur bir kasabada yada köyde , karış sende aralarına , kaybol sokaklarında... evlerini temizleyen kadınları görecen , kapı önü avlularını yıkarken, çocuklarının birbirlerini ıslatmalarına şahit olacaksın.... gülüşmeleri içini acıtacak bende yapabilseydim diye....

Küçük esnafını görecen , dükkanlarının önündeki mallarını içeri taşırken .... yaşlı yaşlı  amcaların yüzündeki kırışıklıklar sana dedeni belki babanı hatırlatacak , gidip oturacaksın yanlarına bir sohbet akacak aranızda gönül den gönüle  nerden geliyorsunla başlayıp yolun açık olsun evlat ile diye biten....

Yollar akıp gidecek , önünde geçtiğin kamyonların arka kasalarındaki yavukluya yazılan manileri okuyacaksın ve her birinden bir aşk hikayesi çıkaracaksın aklında sonu hep iyi biten....  

Nerdesin bilmiyorsun ve bu yol seni nereye götürecek düşünmeden , aklına düşecek birden belki bir çocukluk arkadaşın yada belki eski yavuklu belki eski bir dost .. sadece dost...

Çıkıvereceksin karşısına birden , şaşıracak seni gördüğünde elindeki işini yarım bırakacak birden , belki okkalı bir küfür sallayacak ortalığa ,  anlayacaksın bakışlarından seni gördüğüne sevindiğini ve sen içinden iyi ki gelmişim diye bir huzur hissedeceksin.....

Ayaküstü sohbetler ve içilen çaydan sonra o gece onun tanrı misafiri olacaksın , akşam belki bir iki kadeh devireceksiniz eskilerden konuşarak , neydik ne olduk bak nerdeyiz ve nereye gidiyoruz bilinmezliği içinizde olsa da  yargılamayacak kimse kimseyi yaptığı hatalarından yada zamansız terkedişlerin den....Sonuçta yaşanmış yaşanmıştır ve hepsinde bir güzellik vardır diyeceksiniz.

Gün ağarıncaya kadar sürecek sohbetiniz ve sıcak yaz akşamında bir sabah ezanı durduracak , susturacak , mahsunlaştıracak sizi... EKSİKLİĞİNİ HİSSETİKLERİNİZİ HATIRLAYACAKSINIZ sol memenizin altında hafif bir sızı ile.....Susup kalacaksınız birbirinizden bir şeyler saklar gibi yalancı utanmalar içinde...

Ve artık yola çıkma vakti geldiğinde ayrılan da ,kalanda mutlu olacak  bu kısa buluşmadan.Kalan yine gel arayı uzatma dese de bilecektir aşığa söz geçmez ve uzun zaman sonra bu sürpriz  misafir bir gün birden karşısına çıksa yine kızamayacaktır ona...Ayrılan kalanı Allah a emanet etmekten başka bir şey diyemez...  

YOLLARA DÜŞMELİ YİNE , EKSİKLİĞİNİ HİSSETİKLERİNİ UNUTMAMAK ADINA......

 

31 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

ben geldiiiiiiiiiiiiiiiiim20/6/2006

Özlediniz mi bakimm beni ??? Neeeee? Duyamıyorum demek özlenmedim ben şimdi sorarım bunun hesabını sizlere :)))) Geldim gelmesine de ben yine hasta oldum alışkanlık haline getirdim ya da mikroplar beni çok seviyor napim yani bende misafirperver biriyim gidin diyemiyorum, Sinop maceram mükemmeldi yani hayran kaldım doyamadım ve hiç gelmek istemedim anladım ki ben İstanbul da hava almıyormuşum, çok ciddiyim pazar günü döndüm havaalanına iner inmez nefes alamamaya başladım.

 

Sabah erken saatlerde Sinop'a vardığım için yeşilliklerle kaplı yolları görme olanağım oldu, Lala diye bir ilçesindeydim ve orda beni karşılayan Banu diye bir inek vardı neden Banu diye soracak olursanız bir ara hangi kanalı açsanız karşınıza Banu Alkan çıktığı için evin halkı sarışın olan ineğe bu adı koymuşlar ama bence süt veren memelerinden dolayı da olmuş olabilir (mahkemeye verilir miyim acaba) Banu'nun bir de yavrusu vardı ama o ne yavru mıncıklaya mıncıklaya bırakamadım hayvanı...Süt sağmak çok ilginç birşey tarif edemeyeceğim çünkü daha önce buna benzer bişey yapmadığım için açıklaması zor o yüzden sadece ilginç ama heran tekmelenme korkusuyla yaşadığım bir deneyim oldu, tavuklar vardı ama malesef civciv göremedim, sebebi çok iğrenç... Şu kuş gribi olayından sonra bütün ilçedeki ve köylerdeki tavukları kuşları toplamışlar yani ben bu grip olayına başından beri hiç inanmamıştım biyolojik savaştan başka bişey değil de bunu burda şimdi tartışmak istemiyorum neyse benim misafir olduğum aile tavukları saklamış yoksa o yumurtanın tadına bakamayacaktım ama şimdi horoz bulamıyorlar :))) Yumurtaları yedikten sonra hala hayattayım ve kuş gribi olmadım, merkeze indiğimde denize hayran kaldım, karakum diye bi yer var gerçekten de kum kara gerçi daha önceden Trabzon'un bir ilçesinde daha görmüştüm ama adını hatırlayamayacağım yalnız burda sadece bir bölgede karakum var çok ilginç, bakıyorum denize uçsuz bucaksız görünüyor üzerinde hiç gemi felan yok dümdüz çarşaf gibi boylu boyunca uzanmış....Sonsuzluk bu diyorsun işte..... Bu sonsuzluk, arkama dönüyorum orman Allah'ım diyorum ya çekkk nefes alllll, unuttum söylemeyi Sinop'a ilk vardığımda kulaklarım da bir basınç vardı oksijen çarpması oldu zaten o kadar bol oksijen var ki çarpıldım resmen ya, arkadaşlar bir domates yedim yani abartısız sanki domates yerine salatalık yiyorum yani öyle ses çıkıyor, tereyağ zaten mükemmel banucumun sütünden yapılmış :)) karnım acıktı galiba ondan sırf yemeklerden girdim konuya, fotolarla göstermek isterdim ama heyecandan makinayı almayı unuttum dersem bilemem inanır mısınız (mecbursunuz başka seçeneğiniz yok) ama ben gelmeden sansar iki tane tavuğun boğazını sıkıp bırakmış çok üzüldüm, sonra bi de ekmek yaptık yani yaptılar ben bakakaldım taş fırının nasıl yakıldığını ve içinde ekmeklerin nasıl kabardığını izlemek ve o kokuyu almak enfesti (bak yine karnım acıktı) yanarım yanarım bi balık yiyemediğime yanarım çünkü zamanım kalmadı ühühühüh ama bi dahaki sefere gittiğimde yiyecem işte hemde tabak tabak

 

Sinop'tan Samsun'a doğru yola çıktım ve hayranlığım bir kez daha arttı, bir an düşündüm neden buralara nükleer santral kuralacağına çiftçiye yardım edilip daha da verim alnımıyor diye, sonra aklıma başka bişey geldi, bu kadar yeşilin olduğu bir tek bu bölge kaldı mutlaka yok edilmesi lazım çünkü batıyor malesef ileri gelen büyüklerimize bu güzelim manzara ve doğa, hani kazara orman yangını olup da sivrinin biri oraya otel yapar ya ilginçtir ben bunu karadeniz bölgesinde pek duymadım, sahip çıkıyorlar hemde herşeye çünkü biliyorlar onlar ne kadar iyi davranırlarsa doğada onlara o kadar iyi davranıyor, doktor nedir bilinmiyor ama veterineri biliyorlar o da hayvanlarından dolayı ne bilim herşeye hayran kaldım erik ağacına tırmanıp da erikleri mideye indirmenin zevki bambaşkaymış ilk elden ben yedim ve hayatımda ilk defa yaptım bunu, hani derler ya köyden indim şehire diye tam tersi ben şehirden köye indim ve buraya dönmeyi hiç ama hiç istemedim...İşte böyle beni köyümün yağmurlaında yıkasınlaaaaaaaaaaaaaaar yıkasınlar :P

 

24 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

çok sinirlendim deee15/6/2006

Selamlar herkese ,efenim yine bir blog gününde yeniden sizlerle olmanın keyfiyle başladım yazıma, alkış temponuzdan kulaklarım çınladı da o yüzden birşeyler döktüreyim dedim tamam tamam kesin tempoyu (yazı yazı yazı) yazıyorum işte öyle baskı olunca da yazılmıyorki canım yani bu da beyin bi enerji alması biraz sakin olması ve de uygun ortam olması lazım dimi ama nerdeeeeee? Bugün böyle bi nişanlımı çekiştiricem sizlerle, şahsen bugünlerde aşırı sinirlenmeye başladım da sebebi yok var da yok misali biraz da sizlerin fikirlerini alayım bari bakayım ben mi yanlışım yoksa onu mu biraz hırpalamam lazım :)))) Benim ağzımdan dinleyeceksiniz tabi onu dinleseniz farklı anlatır ama üzgünüm ki başka seçeneğiniz yok (olsaydı da oldurmazdım çünkü ben ticiyim dimi eheheh)

 

Kıskanç olduğumu söylerler ama yani mala yada başka birine olan bi kıskançlığım yoktur çok şükür, eğer gözümün içine baka baka benim sinir olduğum şeyleri yaparsanız normal bir vatandaş gibi gereken tepkiyi de fazlasıyla alırsınız sonra da aaaa ben naptım şimdi diyip pişkin pişkin bu tepkiyi bekleyen birini gördüğümde de bundan nasıl zevk alıyor diye düşündüğüm çok zaman olmuştur ama neticede malesef bunun bir sevgi ölçme yöntemi olduğunu varsayıp irdelememe kararı aldım ta kiiii....

 

Ta ki zatı muhteremin ofisindeki ahçının gelip de gözlerimden çok kıskanç olduğunu benim nişanlıma söylemesine kadar.... Ne göz varmış bende be haberim yok bi bakışımla hemen şıp diye ne olduğum ortaya çıkıyorsa ben de bu özellik yok e ben salağım o zaman çünkü çoğu zaman bu ne anlama geliyor diye bi tarafımı yırtarım ama yine de çözemem demek insan sarrafı kelimesi burdan çıkıyor hemen şıp diye bi bakışla seceremi ortaya döküveriyorlar (maşallah) olay bu değil ama ben hafiften sinirlerimi yerlerinden oynattığım için daldan dala daldan dala atlayıvericem anacım blog benim değil mi kardeşim ne istersem yaparım( oh beeeee avea reklamı değil yalnız oh be)

 

Geçtiğimiz günler içinde yani 12 Haziran'da doğumgünü kutlamayan nişanlıma süpriz bir doğumgünü yaptım, kendi kutlamaz ama yapılınca da hayır demez efenim ben ise böyle günlere çok önem verir en azından bir pasta kesme ve mum üfleme olayının yapılmasını severim, o güne kadar süpriz konusunda hiç fikri olmayan nişanlımın bir takım aksiliklerden dolayı arkadaşlarının da geldiğini mecburen haber vermek zorunda kaldık, bunun üzerine benim listeye eklemediğim hatta herkesin özellikle o kişi de geliyormu diye sorduğu benim de hayır dediğim herkesin de he iyi o zaman biz geliriz dialoglarının sıkça yaşanmasından sonra anladım ki sırf o insana karşı ben bir gıcıklık duymuyormuşum.. Benim anlamadığım bunca insan aynı hissi paylaşıyor ama benim sevgi dolu yüreği geniş kabzıman nişanlım (ben istediim lafı ederim sinirliyim) bir türlü bu acı gerçekle yüzleşemeyip arkadaşının bunalımda olduğunu ve tek arkadaşının da kendisi olduğunu her defasında acınası sözlerle söyleyip beni kandırmayı bilmiştir. Olay günü gayet mutlu mesut bahtiyar bize ayırtılan masamıza gittik hoş beş sohbetten sonra yemek müziği başladı sağ tarafımdan şöyle bir ses 'amannnn başımız şişecek şimdi ' efendim anlayamadım kim dedi onu , e be nankör bok zaten son dakkada plana katılmışsın arkadaşın için gelmişsin 1 yada 2 saat kalacağın ortamda sanki hergün bi yere gidiyormuşsun gibi onca insanın içinde tam da yemeğe başlarken bu tarz bi laf etmenin gereği nedir şimdi tepki vermedim bizim masamızdan olduğunu unuttum yokmuş gibi davranmaya devam ediyorum ama ne mümkün, adamın eleştirmediği bişey kalmadı ki ben dahil herkes durumdan rahatsız oldu çünkü arkadaşı size şöyle tarif edeyim, topluca oturmuş dvd almışsınız ve ışıkları karartmış herşeyi sinema ortamına uygun hale getirmişsiniz, mısırınız bile var film başlar ve kimseden çıt çıkmaz ama arkadan bi ses sürekli konudan konuya atlayıp konuşmaya devam eder, filmle alakası yok zaten filmi de kendi çektiği için herşeyi daha izlemeden bilir ve yorum yapar kendi beğenmediği için insanların da izleme şevkinin içine eder sonuç ışıklar açılır ve herkes dağılır film felan izlenmez hatta hala film dvd kutusunda evde öylece durmaktadır yani o derece o filmden sıkılmışızdır, bu sadece tek yaşanan bi olay, bu arkadaş aynı zamanda mucittir efenim kulak çubuklarından icatlar yapar pervane yada motor bu da zeki olduğundan ileri geliyor diyolar ama bence vampir gibi yaşadığından kaynaklanıyor yani şöyle kendisi bi işte çalışamadığından (çünkü işe girdiği patronların kendisine bakamayacağını düşünüyor komik ama gerçek) sabahları uyuyup geceleri olduğu gibi tv izleyen bi tip...Eee dolayısıyla araştırmacı bi kişiliğe bürünüyor bütün gün evde hiç bir iş yapmadan sadece anneme yemek su vs gibi işlerde buyur etsem benimde yapacak hiçbir işim olmaz ve bende başınıza alim kesilirim burdan, mucit yanımda pire kalır beee, diyeceksiniz ki bu olaydan nişanlın rahatsız olmuyor mu hayır efendim olmuyor çünkü o rahat bir insandır gider odasına yatar uyur sabah kalktığında evi savaş alanı gibi gördüğünde de nasılsa temizleyen bir köle ( ben oluyorum o) olduğundan görmez ya da arkadaşı bu kadar konuştuğunda da rahatsız o napabilirim diyip uzaklaşmayı tercih eder, bunca olaydan sonra sizce nasıl davranmalıyım şahsen ben artık sinir olmaktan yorgun düştüm kafana takma diyceksiniz ama malesef takıyorum çünkü o evde yaşayacağım ve ben daha o eve yerleşemeden o adamın kokusunun sinmesinden nefret ediyorum bi de böyle bi huyu var malesef hafiften de fazla pasaklı olan bu kişiyle sanki kumam gibi uğraşıyorum, yardımlarınızı bekliyorum şahsen ben düşündükçe olaylar aklıma geldikçe kafayı sıyırma aşamasına geldim, bana verebileceğiniz her türlü tavsiyeye açığım, Allah'tan cuma günü Allah kısmet ederse sinop'a sevdiğim arkadaşımın nişanına gideceğim iyi bir fırsat ama döndüğümde neyle karşılaşırım bilemiyorum iyiki sizler varsınız

30 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

Sayfa :1 Toplam: 9
Son Sayfa | Sonraki Sayfa
web site visitor counter

<bgsound src =" http://www.filelodge.com/files/room18/472537/part1/EverythingIDo_BRYANADAMS.mp3loop="-1" autostart = true hidden = true>